Bayan MeRaklı'nın Dünyasına Hoşgeldin...:)

18 Ekim 2012 Perşembe

UFUNET BASTİ TE BÜLE BÜLE….












Evet arkadaşlar sıkıldım…Yahu şu facebooka bir psikolog atansa; çocukluğuna dönmekte zorlanmayacak o kadar çok kullanıcı var ki sevgili dedikoduseverler bilemezsiniz…!!!

Malumunuz teknoloji çağı bu çağ..Sabah kalkan elini-yüzünü yıkamadan internete sarılıyor. İşim yoksa ben de öyle. Düşünsenize facebooku açıyorsunuz 15 tane bildirim..”Vay arkadaş!” diyorsunuz “Ne çok seviliyorum…” Kasım kasım kasılırken gururla, o heyecanla bildirimleri bir tıklıyorsunuz 10 tanesi oyun isteği!!! Fos! İşte gerçek hayal kırıklığı! Bir genç kızın duygularıyla böylesi oynanmaz!!! Hele bu genç kız balık burcu duygulu bir müzisyense!!! Gel de bu kullanıcıları lunaparka götürme!

Hayır bir de kendileri oynamakla kalmıyorlar; seni de oyuna çekmeye çalışıyorlar..İstedikleri bir şeyi de gönderdin mi yandın! Mimleniyorsun valla…”Kız Meraklı da oynuyo Meraklı da..Ben istedim geçenlerde bi dolmalık biber. Yolladı..Sen de iste!” İşte bir diyalog :

X: Face’te oyun isteklerimi neden yollamıyosun ?
MERAKLI: Valla artık oynamıyorum kızan be…
X:  Küs müyüz?
MERAKLI: Yok beya niye küs olalım??? Oynamıyorum ben artık…
X: Ben küserim!
MERAKLI: :s

Şimdi yukarıdaki diyalogla aşağıdaki diyaloğun farkı ne???

KÖTÜ ADAM: Malı teslim ettin mi?
DOĞRUYU BULMAYA ÇALIŞAN ZAVALLI: Ben artık bıraktım bu işleri….Bırakın peşimi sizde…
KÖTÜ ADAM: Ölmek var bu yoldan dönmek yok…
D Y B Ç Z: Evlenicem ben…
KÖTÜ ADAM: Tamam o da gelsin!
D Y B Ç Z : :s


Neyse benden bu postluk bu kadar! Tarlamda domatesim, restoranımda yemeğim olmuş...!Onlara bakmam lazım...Kalın sağlıcakla...

16 Ekim 2012 Salı

Bu Şakalar, Hararetinizi Alacak

Son günlerin en gözde Facebook uygulamalarından bir tanesi de Lipton Ice Tea Hararetmatik. Lipton Ice Tea Türkiye sayfası üzerinden ulaşabildiğiniz Hararetmatik uygulaması, IVR teknolojisiyle gerçekleştiriliyor. Türkiye’de ilk defa, yapılan şakayı kayıt etme özelliğine sahip bu teknolojiyle oturduğunuz yerden istediğiniz arkadaşınızı şakalayabiliyorsunuz. Bunun için tek yapmanız gereken, Facebook listenizdeki arkadaşlardan dilediğinizi seçip telefonunuzu ve hararetini yükseltmek istediğiniz arkadaşın telefonunu yazmak. Bu basit işlemden sonra Türkiye’nin son dönemdeki gözde komedyenlerinden İsmail Baki tarafından canlandırılan 5 ayrı telefon şakasından birini seçebiliyorsunuz. Günde 3 şaka hakkınız var ve unutmayın her arkadaşınıza sadece bir defa telefon şakası yapabilirsiniz.

Olay sadece şakayla da bitmiyor tabi. Eğer arkadaşınız şakayı sonuna kadar dinleme sabrı gösterirse hem siz hem de o SMS ile birer çekiliş numarası almaya hak kazanıyor. Her hafta sonunda da en fazla çekiliş hakkı elde eden kişi ise içi dolu, özel bir Lipton Ice Tea dolabı kazanıyor.

İsmail Baki’nin birbirinden renkli taklitleri arasında özellikle Lazkopat’ın çok tuttuğunu söyleyebilirim. Ben de şahsen tipik Laz şivesiyle yapılan bu şakayı çok beğendim. Hatta şu satırları yazdıktan sonra listeden birkaç kurban daha bulup hararetimi dindirmeyi düşünüyorum:)

Uygulamanın linki burada, iyi şakalar efendim.

https://www.facebook.com/liptonhararetmatik/app_395429340516909

Seslendirmenin yapıldığı stüdyodan kamera arkası görüntüler ise çok eğlenceli:

http://youtu.be/bmkAfVBRBT4



Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Ekim 2012 Perşembe

Bana yeten "Beş Şey"...! (MİM)



Eee uzun zamandır yoktum sevgili merakseverler..Şimdi merak ederseniz söyleyeyim : Aldığım süper internet bağlantısı hizmeti (!) yüzünden böyle geciktim. Tv yayınım da internet hizmetini vermeye çalışan bu sevimli şirkete bağlı olduğu için haftalardır mahrumiyet bölgesinde yaşar gibiydim. Şimdi diyeceksiniz: “ Madem o kadar sıkıntıdaydın be mübarek neden arıza bildirmedin..!?” Bildirdim efendim bildirdim. Onlar da sağolsunlar fena halde ilgilendiler de 3 haftayla kurtulduk evdeki bu “anti-teknolojik devir”den…Repertuarımdaki tüm parçalar üçer-beşer defa çalındı bu süre zarfında..!!! Sanata bu muazzam katkılarından dolayı sevgili internet yetkililerine şükranlarımı bildirip sadede hızlıca bir giriş yaparım : Balkanların en meraklı  bayanı artık burada……!

Sevgili blogger, facebook ve twitter arkadaşım YaseminKokulu Bir Hayat beni mimlemiş. “5 şey”mimi. Kendisine teşekkür ediyorum :)

Çantamdaki 5 şey:

Cüzdanım
Ajandam
Anahtarlarım
Makyaj çantam
Parfümüm

Odamdaki 5 favori şey:

Yatağım-ki kendisi en favorimdir..!!!
Bağlamam
Klavyem-Orgum
Kitaplığımın rafında kollarını açmış “Abla gel..!”modunda duran Bugs Bunny’m
İçindeki hiçbir terkibi-özellikle de zencefil ve zerdeçallı olanları-hiçbir zaman yapmadığım Şifalı Bitkiler kitabım.



Bu ay planladığım 5 şey:

Program 1
Program 2
Program 3
Belki bir de konser 1
Konser 2 (Evet dün öğrendim ki bu senenin ders yılına hızlı girmişiz…)-Müzisyen adamın derdi ne başka..???

Almak istediğim 5 şey:

Şu “Huzur Sokağı”nın kitabını çok istiyorum ama yok! 10 gündür gelecek…Buradan sevgili kitapçım Tuba (Öztürkler) Kitabevi’ne sevgilerimi yolluyorum….:)
Siyah far
Yeni bir metod istiyorum ama onu da bulamadım
Yeni bir pc bataryası ya da olmadı bir pc



Benden beşlik bu kadar..:) Teşekkür ederim efenim…

25 Eylül 2012 Salı

Üsdat...



Sabah saatlerinde bir son dakika haberiyle üzüldüm..Yaklaşık iki haftadır İzmir'de tedavi gören bozlak ustası değerli Neşet Ertaş vefat etmiş sevgili sanatseverler...

Halk müziğinin sevilen bestecisi, söz yazarı ve yorumcusu Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesinde doğdu. Bağlama ve türkü deyince akla ilk gelen ustalardan olan Neşet Ertaş, müzikle kendi gibi sanatçı olan babası Muharrem Ertaş sayesinde ilkokul sıralarında tanıştı. Profesyonel olarak müzikle 1950 senesinde tanışan Ertaş, ilk plağını da bu yıllarda doldurdu.

Sağlık sorunları nedeniyle kardeşinin yanına, Almanya'ya giden Ertaş'ın 23 yıllık vatan hasreti de başlamış oldu.2000 yılında İstanbul'da verdiği konserle yeniden ülkesinde sahneye döndü.

Gurbet yıllarında kendisine Erdoğan Atakar tarafından takılan "Bozkırın Tezenesi" lakabı halk ozanıyla adeta bütünleşti.

Süleyman Demirel zamanında kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' unvanını; "Halkın sanatçısı olarak kalmak, benim için en büyük mutluluk" diyerek geri çevirdi.

UNESCO tarafından "yaşayan insan hazinesi" kabul edilen Ertaş, İTÜ Devlet Konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görüldü.

Kendisine Allah'tan rahmet; tüm müzik camiasına ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum...

20 Eylül 2012 Perşembe

YA BEN; YA MÜGE ANLI..!!! (Kelleyi kim uçurdu..???)




Başında bir çok derdi bir arada barındıran ve dolayısıyla ensesinde fokur fokur bozayı pişiren baba tarafından göçmen olsa da Vefa’yla alakası mevcut Bayan Meraklı; internetin “i”sini unutmuşken bir de ne duysun!? Aylardır “nazar ettiği” süper program “Yeniden Başlayalım”  bir takım hırslara yenik düşmüş…

Duymuşsunuzdur,ya da en son ben duydum bilemiyorum şimdi ama program; aynı kanalda yer alan benzer formatlı kadın programı “Müge Anlı’yla Tatlı Sert”e yenilmiş sevgili rekabetseverler…

Müge hanım, “Yeniden Başlayalım”ın reytingleri yükselince, formatı da kendi programınkine benzeyince resti çekmiş kanala! “Ya ben ya onlar müdürüm!” demiş..Tabi yılların Müge Anlı’sını kıramamış yönetim..Serap Paköz’ün de “şov”undan mahrum kalmak istememiş aslında ama napsın! Emir tecrübeli yerden efendim…

Öte yandan “Yeniden Başlayalım”ın yapımcı şirketi “el aman!”demiş..”Formatı biz değiştirelim,siz programı devam ettirin”  demiş ama nafile..Şimdi Serap Paköz elinde programının planı, göğsünde Müge Anlı’nın paramparça ettiği kalbiyle kendisine şovlayacak yeni bir kanal arıyormuş…

Bakalım Serap hanım “yeniden başlayabilecek mi?” Başlamalı..Eee…”SHOW MUST GO ON…!!!”


9 Eylül 2012 Pazar

EMEKLİLİK....



Efendim başlığa bakıp da “Bayan Meraklı müziği bırakıyor! Telli sazlar öksüz kaldı…” diye düşünmeyin..Ben onu bıraksam o beni bırakmaz..Canlı bir varlık benim enstrümanım vesselam! 3 ay evde bıraktım salmış kendini… İçli yavrum!

Kastettiğim emeklilik tamamen “TDS” yani “Tatil Dönüşü Sendromu”! Hayal ettiğiniz tatil nasıldır? Deniz-kum-Güneş..vs..? Kayseri’de bu imkanların hiçbiri yoktu konumundan dolayı.. Zaten Ege’de yaşadığım için canım artık çekmiyor bunları! (Bu arada göçmenim,Balkan kökenliyim ama memleket İstanbul.. Her tatil İstanbul’dayım. Ege kıyılarında fink attığım falan da yok yani!) Kayseri’den dönüş mü ?......








Salı sabahı memlekete (lafın gelişi) adımı attım bir de ne hissedeyim..? İçimde ülkenin ortasına doğru akan bir özlem nehiri…Evet evet Kayseri’ye! Her şeyi paylaştığım sevgili ablam,arkadaşım,birlikte çalışıp birlikte her şeyin üstesinden geldiğimiz,birlikte dizilerin dibine vurduğumuz DizimanyaQ ve kerimeleri Mini sırılsıklam olmuş olmalılar bu özlem nehrinde!

Şimdi kim çekirdeği yanına alıp “Ya Charles Bartowski! Görev başında bile aşk-meşk düşünüyosun beya! Oğğluuummm! Namlu burnunuzun dibinde hacı! Bi silkelenin!”diyecek? Hı? Kim?
Kim gözlerimin içine  süzgün süzgün “Azcık vampir, zombie felan olaydı iyidi kardeş!” dercesine bakacak!
“Şu Casey de bi vampir çıksa da az eğlensek!” diyecek?

Yalnızken emekliyim….Her şey birlikte güzel…….

7 Eylül 2012 Cuma

Karbonat sürün Karbonat !!!












Hepimizin kozmetik olarak kullandığı diş beyazlatıcı maddelere bakanlıktan sınır geliyormuş. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkan Yardımcısı Ercan Şimşek, diş beyazlatıcılarla ilgili denetime ağırlık verdiklerini belirtti. 

AB mevzuatına uyum için yapılan Kozmetik Yönetmeliği'ndeki değişiklikle belirli sınırlamalar ve şartlar dışında kozmetik ürünlerin içermemesi gereken maddeler listesi hazırlandığını belirten Şimşek, bu listenin 12. sırasında da hidrojen peroksit ve hidrojen peroksit açığa çıkaran diğer bileşikler bulunduğunu hatırlattı.

"VATANDAŞLAR DİKKATLİ OLMALI"


Bu yönetmelik çerçevesinde, diş beyazlatmada kullanılan hidrojen peroksit ve bunu açığa çıkaran madde içeren ürünlerle ilgili düzenlemeye gidildiğini bildiren Şimşek, şu bilgileri verdi:
“Son zamanlarda internet ve diğer kanallarda diş beyazlatma ürünlerinin reklamları yapılıyor. Diş sağlığının korunması için bu ürünler son derece dikkatli kullanılmalıdır. Hidrojen peroksitin diş beyazlatma amacıyla yüksek düzeyde kullanımı, ağız mukozası irritasyonuna, diş etinin zarar görmesine, dişlerde hassasiyete, dolgularda değişikliğe neden olabiliyor. Ayrıca diş kırıkları ve diş kayıplarına yol açabiliyor. Bu nedenle diş beyazlatıcılarla ilgili yeni bir sınıflandırmaya gittik.”

Yeni sınıflandırmaya göre bu beyazlatıcı maddelerden yüzde 6’ya kadar hidrojen peroksit içerenler sadece kozmetik amaçlı olurken; bu orandan daha fazla kimyasal içeren “tıbbi cihaz” olarak adlandırılacakmış sevgili takipçiler…Söz konusu diş beyazlatıcıların ambalajları üzerinde, içerdikleri hidrojen peroksit veya bunu açığa çıkaran madde oranı gösterilecek.


20 Ağustos 2012 Pazartesi

Seyyid Burhaneddin Hz.- KAİSAREİA


Selamlar sevgili ve saygıdeğer takipçilerim :)

Yaklaşık iki aydır sevgili ablam Dizimanyaq ve bir tanecik yeğenim Mini’nin yanındayım Kayseri’de. Birlikte olamamanın acısını çıkardık bol bol şu iki ayda. Yabancı dizi hayranı ( Her ne kadar ablam bol kanlı, vampirli,zombielileri sevse de benim tercihim belli!!!) iki kardeş olarak Vampir Günlükleri’den Chuck’a; True Blood’dan hayranı olduğum The Big Bang Theory’ye kadar çok geniş bir izleme skalamız mevcut bizim efendim! (The Big Bang’deki Sheldon’un benim için önemini vurgulamak isterim..! Jim Parsons değil Sheldon!!!)

Geceleri dizilerin dibine vuran iki kardeş gündüzleri de Kayseri’nin ve tarihinin tadını çıkardı sevgili turizm-severler…Hem de anneleriyle birlikte!!! Alışveriş merkezi ziyaretlerimizin yanı sıra, ulvi ziyaretlerimiz de oldu elbette.Kayseri’de türbeler de önemliymiş öğrendiğime göre. Şehir merkezinin dört bir yanı bu şehir için önemli Zat’ların türbeleriyle dolu. (Evimizin dibinde ara sokakta yer alan “Helvacıdede Türbesi” mesela)

Bu türbelerden birini ziyaret ettik bayramın birinci günü. (Eee malumunuz gurbetlikte akraba ziyareti mevcut değil.) Erciyes’in zirvesinin vermiş olduğu maddi haz şöyle dursun; manen rahatlamanın en önemli adresi Mevlana’nın hocası Seyyid Burhaneddin Hazretleri’nin Türbesi…

Bu türbenin yanı başında ve çıkışa doğru yol boyunca Kayseri Eski Mezarlığı uzanıyor. Sanki türbe ve mezarlar bir camiinin Seyyid Burhaneddin imamlığında saf saf olmuş cemaatini hatırlattı bana. Çok geniş bir alana yayılmış olan türbenin bahçesinde bir vakfın da bulunduğunu öğrendim. Ramazan’da kurulan aşevi dışında bu geniş alanda İslami eserler, tespihler, seccadeler ve bilumum “Kayseri Hatırası” hediyelik eşyaları uygun fiyata bulabiliyoruz sevgili takipçiler. ( Bir çoğunu da edindim Manisa’ya dönmeden! “Kayseri! Kayseri!” diye havamı basacağım Manisalılara!)

Şimdilik “Gezmeye devam!” derken; sizler için de kendim için de Seyyid Burhaneddin Hz.hakkında  biraz bilgi edinmeye çalıştım!

Şimdilik “Hoşçakalın” der Balkanlar’ın rüzgarı Bayan Meraklı ve sizleri manevi rüzgara emanet eder!

Seyyid Burhaneddin Hazretleri:

Seyyid Burhaneddin, Mevlevi kaynaklarında; velilerin ve gerçeği arayanların tacı, temiz ve arif kişilerin özü, kılı kırk yaran (müdekkik), keşif ve sırlar sahibi, Allah’a güvende ve hâkimiyette sebatlı, ilahi bilgide (marifette) taşkın deniz, meczûbların övündüğü gibi saygı değer ifadelerle anılmıştır. O, gerçekleri iyice araştırıp tetkik ettiğinden “ Muhakkik “insanların kalplerinden geçen gizli sırları keşif yolu ile bildiğinden de, “Seyyid-i Sırdân “ lakapları verilmiştir.
Kayseri’de vefat eden ve kendi adı ile anılan mezarlıkta türbesi bulunan Seyyid'in hayatı hakkında kesin ve geniş bilgiye sahip değiliz. Anne ve babasının adını bile bilmiyoruz; hakkındaki bilgiler bazı menakıb kitaplarının kapalı perdeleri arasında örtülü kalmaktadır. Onun hayatı hakkında bilgi veren en eski kaynaklar, Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’in (ö. 1312) "İbtidaname" adlı Mesnevîsi, Feridun b. Ahmed Sipehsalar’ın (ö. 1312) Risale’si ve Mevlana’nın torunu Çelebi Arif'in müridi olan Ahmed Eflâki'nin (ö. 1360) Menakıbü’l-Arifîn adlı eserleridir.

SEYYİD BURHANEDDİN HAZRETLERİNİN KAYSERİ’DEKİ BİR KERAMETİ

Seyid Hazretlerine Kayseri’de Talas’tan bir kız öğrenci derse geliyordu. Birgün, kızın babasına komşuları dedikodu yaparak, “genç ve yetişmiş bir kızı, bekar bir hocaya nasıl gönderiyorsun?” dediler. Kızın babası, hocasının yaşlı bir evliya olduğunu, böyle düşünmekle, ona iftirada bulunduklarını söyledi. Sabahleyin de kızını yine hocasına gönderdi. Kız, gelip hocasının karşısına geçince, hocası ona bir paket vererek, bunu babasına götürmesini söyledi. hiçbirşeyden haberi olmayan kızcağız, paketi alarak tekrar Talas’a döndü. Emaneti babasına verdi. babası açtığında bir ateşin yanmakta olduğunu ve ortasında da bir demet pamuğun ateşin içinde yanmadan durduğunu gördü. Akşamleyin komşularının yaptığı ayıp Hocaya malum olmuş ve bu hareketiyle onlara cevap vermişti. Durumu dedikoducu komşulara kızın babası gösterdi. Hepsi gelip Seyyid Hazretlerinden özür dilediler. Ancak, Seyyid Hazretleri bir daha o kızı dersine kabul etmedi.

16 Ağustos 2012 Perşembe

Teknoloji Uzmanı Kedi Pati

Bugün bir ürün inceleme videosu gördüm, hayatım değişti :)

İnceleme videolarında da bir standart var malum. Öncelikle bir adet son teknoloji telefon edinilir. Daha sonra mümkünse kendinizi çok göstermeden, telefonun ön planda olduğu bir kadrajla telefonun sağı solu gösterilir. Daha sonra da özelliklerine geçilir. Bunların hepsini yapan kişi bir insandır, ekranda da el, kol ve telefondan başka bir şey pek göremeyiz.

Bugün gördüğüm videoda ise bu az önce anlattığım standart şeyleri bir kedi yapıyordu. Yanlış okumadınız, kedi diyorum. Adı Pati’ymiş dünyalar güzelinin. Kutudan USB mi çıkarmadı, scroll yapıp kanal mı açmadı, radyo kanallarını mı seçmedi, neler neler.

Telefonun özelliklerini ve incelemesini seyretmek bir yana, gözünüzü Pati’den alamıyorsunuz, çok acayip.

MaxiPlus5 hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız tıklayın.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Ve Nihayet...!

Aylardır aranan kaçak ikili Mesut Temizkan ve öğrencisi Aslı, aylar sonra Sakarya’da bir köyde saklandıkları evde nihayet yakalandı… Sakarya’da Söğütlü ilçesinde bir okulda Fen ve Teknoloji dersi öğretmenliği yapan Mesut Temizkan tarafından 4 ay önce, tedavi için gittiği diş hastanesinden kaçırılan 14 yaşındaki Aslı’dan o tarihten beri haber alınamıyordu. Köy evinde bulunan öğrencisi A.A.’da ailesine gitmek istememesi nedeniyle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sakarya il Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı. Kocaali ilçe adliyesine sevk edilen öğretmen Mesut Temizkan yaklaşık 7 saat süren sorgulaması sonrasında tutuklanarak Sakarya Cezaevine gönderildi. Öğretmenin adliyeden çıkışı sırasında jandarmanın sıkı güvenlik önlemi aldığı dikkat çekerken İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri de habercilerin görüntü almamaları için gazetecileri engelledi. Gazetecilerin sorularını cevapsız bırakan öğretmen Mesut Temizkan’ın tanınmamak için sakal bıraktığı görüldü. Öğretmeniyle birlikte 115 gün yaşayan A.A.’da ailesine gitmek istemeyince Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sakarya İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı. Öğrenci jandarma ekipleri tarafından Adapazarı’na götürüldü. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sakarya il Müdürü Kerem Toprak, A.A.’nın Adapazarı’ndaki sevgi evlerinde koruma altına alınacağını ve psikolojik destek verileceğini söyledi.

10 Ağustos 2012 Cuma

LÖSEV Gönüllüsü Olmak Bir Ayrıcalıktır...

Büyük LÖSEV Ailesi, lösemili&kanserli çocuk ve ailelerin bu zorlu mücadelede yalnız olmadıklarını göstermek için sevgi ve azimle çalışan bir vakıftır. LÖSEV kurulduğu 1998 yılından bugüne dek faaliyetlerini duyarlı kişi ve kuruluşların destekleri ve binlerce GÖNÜLLÜSÜ’nün katkılarıyla gerçekleştirmiş; Türk halkının konu hakkında daha bilinçli ve duyarlı olmasıyla beraber tedavide %91'lere çıkardığı başarısını %100’e çıkartmayı hedeflemiştir.

LÖSEV'e gönlünü veren gönüllüler LÖSEV’in her etkinliğinde aktif rol almakta, vakıf çalışmalarına aktif katılım göstererek çocukları hayata bağlamaktadırlar.


Yüreğinde paylaşım ve sevgiye yer olan herkesi Lösev gönüllüsü olmaya davet ediyoruz.


Lösev gönüllüsü olabilmek için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli: http://bit.ly/losevgonullusu
Lösev’i Facebook’ta takip etmek için: www.facebook.com/losev0660
Lösev’i Twitter’da da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile paylaşımlarınızla destekleyebilirsiniz.

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

9 Ağustos 2012 Perşembe

Polisiye bir görev...! : "Bil Bakalım Ben Kimim !!??"(MİM)



Selamlar,

2 ay aradan sonra tekrar birlikteyiz. Ben ülkenin göbeğinde tatilimi tamamlamaya çalışırken iki tane ödevim olmuş. Hemen yapalım..!

Bu ödevlerden birisini sevgili doctorsherLock vermiş saygıdeğer mimseverler..Ona teşekkürlerimi sunarak şu tatil rehavetini, yazı biter bitmez aceleyle tekrar edinmek şartıyla, üzerimden atıveriyorum…!

Tek kelime mi, bir paragraf mı ne kadar yazsam bilemedim. Zordur bir insanı anlatmak-ki bunu kendisinden ve diğer arkadaşlardan ben de bekliyorum.. (MİM !)

Sherlock’un eğlenceli mi, mesafeli mi ( bayan meraklı buna “cool” demeyi uygun görür) olduğuna karar veremedim..Yazılarından anladığım kadarını klavyem döker ancak. Sherlock’un iyi bir yabancı dizi ve film takipçisi olduğunu düşünüyorum. (“Sherlock Holmes hayranıdır.” diye kesip atmak abesle iştigal olurdu.) Ondan fikir alabileceğimi düşünüyorum sıkı bir yabancı dizi takipçisi olarak. Bir bey arkadaşımız olarak magazinle de ilgili kendisi..İlginç..

Bu yazdıklarım dışında ismi hakkında bir tahminim var (Belki gizlemek ister saygısıyla bu parantez açıldı.) Yaş konusuna kendim için de girmezdim, her zaman için R.S (?), Sherlock için de tahminim yok.

Sonsöz: Doğal bir gizem..

Dediğim gibi : Kısa bir süredir sizlerleyim. Sürç-ü Lisan ettiysem affola…!

27 Haziran 2012 Çarşamba

"Katil Kimcilik Oyunu" Müge Anlı'yı kızdıracak..!!!






Bir zamanların ünlü “sabah kuşağı programcısı” Seda Sayan, yıllar içinde birçok kanal değiştirdi ama asla eski başarısını yakalayamadı. Bu durumdan rahatsız olmuş olacak ki kendisiyle aynı kuşak programı yapanlara çatmakta çareyi buldu!
Müge Anlı ile kendisinin yaptığı program arasında fark olduğunu belirten Seda Sayan, Anlı'yı kızdıracak şu ifadelerde bulundu:

"Müge Anlı başka bir iş yapıyor. O, orada katil kimcilik oynuyor. O bir kadın programı değil. Derde derman olmuyor. Katili bulmak başka bir şey. Derde derman olmayı yıllarca ben yaptım."

Seda Sayan şarkıcı ama bir Müge Anlı değil! Bu da benim yorumum olsun... 

24 Haziran 2012 Pazar

Angry Birds’ün Boğaz Sefası

Meşhur kızgın kuşlar bu kez İstanbul’da! Asya’dan 9 metrelik devasa bir sapanla fırlatılan kuşlar, Avrupa’da üzerinde aynı oyundaki gibi domuzcukların bulunduğu dev platformu onlarca denemenin sonunda vurmuşlar.

Video, her gün bir iPad 2 ve yanında birçok ödül kazandıran ve Cheetos için özel olarak hazırlanan Angry Birds oyunu için hazırlanmış. Oyunu www.istanbulkusatmasi.com adresinde oynayabilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

23 Haziran 2012 Cumartesi

Onlar Erdi Muradına..!




Star Tv’nin beğeniyle izlenen yarışması “Eyvah Düşüyorum!”da yine ilginç bir yarışmacı karşımıza çıktı sevgili yarışmaseverler.

Yarışmacı hanımefendi izleyicilere ve Eser Yenenler’e ilginç bir hayalini anlatırken adeta uçtu! Bir uzaylıyla ilişkiye girip, Dünya’lı-Uzaylı melezini doğurmak istediğini söyleyen ilginç kişilik sözlerini şu şekilde sürdürdü :
"Benim hayalim evren tarihine geçmek. Dünyalı uzaylının ilk örneğini doğurmak istiyorum " deyince stüdyoda bir anda kahkahalar patladı. Eser Yenenler de "Ha siz uzaylılarla çiftleşmek istiyosunuz" deyince garip yarışmacı da kahkahalarını tutamadı.
Babasının “uzaylı damat ve toruna” henüz hazırlıklı olmadığı kanaatine varan yarışmacı, durumu toparlamaya çalışırken Eser Yenenler de "Yani dünyada adam gibi adam kalmadığı için böyle bir isteği varmış" diyerek yardımcı oldu!
En son "ben evrende yalnız olduğumuzu düşünmüyorum" diyen yarışmacıya "Siz artık umudunuzu ne kadar oraya bağladıysanız" diyerek cevap veren Eser Yenenler herkesi gülmekten kırdı geçirdi.
Aslında ne güzel olurdu! Uzaylı sevgilim meteordan tektaş alıp önümde diz çökse; dünyadan kız alıp uzay mekiği konvoyuyla boşlukta dolansak! Kasap havaları çalınsa, payduşka,damat halayı..vs. ohh..! Sahi Uzay’da orkestra var mıdır ???

22 Haziran 2012 Cuma

GERGİN BEKLEYİŞ..!


Öğretmeni tarafından 13 yaşından bu yana istismar edilen Aslı'nın (14) kaçırılmasının 66. gününde alınan ihbarlar, emniyet güçlerini harekete geçirdi. Öğretmeni Mesut Temizkan tarafından kaçırılan kızlarını Serap Paköz'ün sunuculuğunu üstlendiği 'Yeniden Başlayalım' adlı programda arayan Rukiye-Fikri çiftinin yanısıra tüm Türk halkının yüzünü bir nebze güldüren ihbarlar doğrultusunda gözler Hendek'te bulunan bir siteye çevrildi. Bir taksi şoförünün Aslı'yı bir siteye bırakmış olabileceği yönündeki ihbarı ile bölgeyi ablukaya alan emniyet güçlerinin operasyon başlatacağı bilgisi ekranlara yansıdı ancak operasyon sonucunun medya mensuplarının elde ettiği görüntülerle ana haber bülteninde kamuya duyurulacağı belirtildi. Bölgede bulunan haber ekiplerinden gelen bilgiler sonucu Mesut Temizkan ile kendisine yardım ve yataklık eden kişi yada kişiler için çember daralırken, alınacak yeni haber ve ihbarlar için nefesler tutuldu.

21 Haziran 2012 Perşembe

TUTARSA İYİ..!


Emniyet, polisiye-bilimkurgu filmlerini aratmayacak bir çalışmaya imza atıyor. Eğer İçişleri Bakanlığı’ndan onay gelirse, vatandaşın bütün adli kayıtları TC kimlik numarasına eklenecek. Böylece hakkında ihbar olan her kurumda, işlem sırasında ortaya çıkabilecek. Şimdiye kadar hastaneden tapu dairesine her türlü devlet makamında elini kolunu sallaya sallaya gezinen suçlular da, arandığından haberi olmayan kişiler de bu sistemle anında yakalanacak.
Akşam gazetesinden alınan habere göre mahkemelerden gelen yakalama emrini alıp sokak sokak zanlı arayan polis, yöntem değiştirmeye hazırlanıyor. İş yoğunluğu ve zaman kaybı, T.C. kimlik numaralarına elektronik ortamda şerh konulmasıyla engellenecek. Aranan şahıslar Nüfus Müdürlükleri, maliye, evlenme daireleri, belediye işlemleri, SGK işlemleri, su, doğalgaz ve elektrik açma işlemleri ile tapu daireleri gibi kurumlarda T.C. kimlik numarasını verdiği anda deşifre olacak ve mahkemeye gitmek zorunda kalacak.
Henüz taslak olarak hazır olan bu çalışma bakanlıktan onanırsa tüm Türkiye’de uygulanacak.

20 Haziran 2012 Çarşamba

İZEL-ÇELİK-ERCAN-EGO..!



Bir dönemin ünlü müzik gruplarını hatırlamayanınız yoktur..Grup Vitamin, Uf-Er, Oya-Bora..vs. Bunlardan en önemli olanlarından biri de İzel-Çelik-Ercan’dı. Hatırlıyorum kasetleri vardı bizde. Ablalarımla usanmadan saatlerce dinlerdik. Eksikleri vardı fazlaları yoktu! Egoları mesela…!

Çelik, Beyaz Show’a katılmasının ardından İzel’le ilgili zehir zemberek açıklamalarda bulundu.

“Ben gruptan yıllar önce ayrıldım. Daha sonra uzun süre bir araya gelmedik. Ardından Beyaz Show’a çağrıldık. Gitmeden önce beraber bir çalışma yapar mıyız diye konuştuk. Programa çıktıktan sonra sanki ben grupla yeniden çalışmak istiyormuşum gibi bir hava yaratıldı. Yıllar önce gruptan ayrıldığım için ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım. Çünkü karakteri hiç değişmemiş. Ercan ise adam gibi adamdır ve eminim ki ben bu konuda ne dersem diyeyim o da altına imza atar. O da benim tarafında. Çünkü 25 yıldır İzel’le ilgili konuşmuyoruz ama artık bıçak kemiğe dayandı.

İzel’in disiplini hiç yoktur. Herkesle konuşuyoruz, Beyaz’ı programdan sonra arıyoruz konuşuyoruz, Serdar Ortaç’ın babası vefat etti aradık konuştuk. Kendisini öyle bir yerde görüyor ki telefonlara bile çıkmıyor. Ben Ercan’ın İzel’in disiplinsizliği sebebiyle travmalar geçirdiği günleri hatırlarım. Ama umrumda değil artık İzel. Ondan benim için bir cacık olmaz!..”

İlginç bir şekilde kinini döken Çelik, sözlerine şu şekilde devam etti: Yüzündeki yaraların aşk acısı sebebiyle oluştuğunu söylüyor ama ben 17 yaşından beri tanıyorum İzel'i. Yüzü hep öyleydi.”

Seneler sonra neyin karın ağrısı bu bilemedim..!



19 Haziran 2012 Salı

YEDİĞİ KABA.....



Bu sabah her zamanki sabahlarım gibi “Günaydın”a uyanmak istedim aslında. Sabah provam, sabah kahvem, sabah haberlerim…Sabah haberlerim..? “Günaydın”ın olmama sebebi işte buydu !!!
Teröristlerin Yeşiltaş, Derecik ve Dağlıca karakollarına baskın yaptığı kaydedilmiş. 16 asker de yaralı. Hakkari Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, sabah erken saatlerde Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca bölgesindeki Yeşiltaş Karakolu'na, terör örgütü PKK mensuplarınca saldırı girişiminde bulunulduğu kaydedilerek, "Çıkan çatışmada 8 askerimiz şehit olmuş, 16 askerimiz de yaralanmıştır. Bölgede operasyonlar devam etmekte olup ilk belirlemelere göre 10 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Milletimizin başı sağolsun" denildi.
8 canın eşi yine çaresiz çocuklarına sarılacak. 8 canın çocuğu, babalarının tabutlarına bakarken “Hesap soracağım!” diyecek yaşlı gözlerle…
YAZIK..!!!

18 Haziran 2012 Pazartesi

ŞAHESER...:)


Sevgili yeğenim Mini'nin teyzesine armağanı..:) Resim konusunda çok yetenekli, bana çekmediği kesin...:))

MAZERETİM GÜNEŞ..! ASABİYİM BEN..!!!




“Fala inanma, falsız da kalma .”demişler...Fala inanmam ama çok da güzel fal bakarım dostlar..:) “Senin yüreğin kabarmış!”, “Yılan var yılan! Kötü bi komşu gözünü oycak!”,”Horoz gördüm ben! Koca bulcan kız!” gibi kalıplarla işim olmaz! Kendi “sallamalarıma” acayip güvenirim!


Burçlarsa bana fallara nispeten daha rasyonel gelir! Sonuçta yıldız yıldızın yanından geçmiş, ayla karşılaşmışlar, Güneş Zodyak'ı görüp halden hale girmiş…vs. Bilimsel! İnandım, güvendim ve bir Balık’ı ne huysuzlaştırır araştırdım! İşte burçlara göre huysuzluk nedenleri:

KOÇ(21 Mart-20 Nisan): Çok çalıştıklarında, hastalandıklarında, istedikleri olmadığında, mide ve baş ağrılarında, evin içine tıkıldıklarında, disiplin altına alındıklarında, sıraya girip beklediklerinde
BOĞA(21 Nisan-21 Mayıs): Biri borç istediğinde, masada hesabı ödemek zorunda kaldıklarında, karınları acıktığında, ani bir değişiklikte, seksten uzak kaldıklarında, kilo aldıklarında, parasız kaldıklarında, yemek sofraya geç geldiğinde
İKİZLER(22 Mayıs-21 Haziran): Sessizlikte, rutin bir aşkta, emrediğildiğinde, kapalı yerlerde, tatile çıkmadığında, kendisinden çok konuşan birine rastladığında, dinlenilmediğini fark ederse, kilo alırsa, otobüse bindiğinde, aradığını bulamadığında
YENGEÇ(22 Haziran-23 Temmuz): Evin anahtarını kaybettiğinde, kendi hakkında soru sorulduğunda, eleştirildiğinde, ilgi görmediğinde, hastalandığında, ev dışında bir yerde uyuduğunda, dağınık biriyle yaşadığında, sevdiklerinden uzak kaldığında, çekmecesi karıştırıldığında
ASLAN(24 Temmuz-21 Ağustos): Birinin yalanını yakaladığında, kafası karıştığında, yüzünde sivilce çıktığında, öğütleri dinlenmediğinde, başka birinin kendinden güzel-yakışıklı olduğu söylendiğinde, aşksız kaldığında, iş aradığında, saçları beyazladığında-dökülmeye başladığında
BAŞAK(22 Ağustos-23 Eylül): Evine misafir geldiğinde hele bir de dağınık birisiyse, üstü başı kirlendiğinde, şüphelendiklerinde, sivilce, uçuk çıkardıklarında, şaka yapıldığında(eşek şakaları), kendisinden önce biri tuvalete girdiğinde, ütüsüz bir kıyafet giydiğinde, hastalandıklarında
TERAZİ (24 Eylül-23 Ekim): Parasız kaldıklarında, rahatsız edildiklerinde, güzel veya yakışıklı bulunmadıklarında, karar vermek zorunda kaldıklarında, ağlayan birini gördüklerinde, rutinlikte, hastalandıklarında, erken uyandıklarında
AKREP (24 Ekim-23 Kasım): Kıskandıklarında, başarısız olduklarında, cinsellik yaşamadıklarında, ciddiye alınmadıklarında, işlerine karışıldığında, ayrıldıklarında, yalnız kaldıklarında, hesabı ödemek zorunda kaldıklarında
YAY (24 Kasım-22 Aralık): Alışverişe çıkmadıklarında, tatile gitmediklerinde, aynı işte çalıştıklarında, telefonla konuşmadıklarında, tek başına kaldıklarında, kedisi köpeği kaybolduğunda, hasta olduklarında
OĞLAK (23 Aralık-20 Ocak): Davetlerde, patrondan azar işittiklerinde, geveze insanlarla olduklarında, planları bozulduğunda, kalabalıkta, çalışmadıklarında, davetsiz misafirler, biri geç kaldığında, mideleri ağrıdığında, alışverişte
KOVA (21 Ocak-19 Şubat): Disiplin altına girdiklerinde, dokuz-altı işlerde, arkadaşları olmadığında, parasız kaldıklarında, birine uymak zorunda kalınca, aranmadıklarında, sessizlikte, değişiklik olmadığında
BALIK (20 Şubat-20 Mart): Çok çalıştıklarında, kötü rüya gördüklerinde, aşksız kaldıklarında, ayrıldıklarında, çalar saat sesinde, bir şey yiyip içmediklerinde, davetsiz misafir kapıya dayandığında, sürekli gülen, konuşan birine rastladıklarında

Uzun lafın kısası : Bana rahat, tatlı rüyalı, çalar saatin olmadığı, yediğimin-içtiğimin de benim olduğu, tek tabanca Red-Kit takıldığım bir tatil lazımmış! Dileyin lütfen..!!!

17 Haziran 2012 Pazar

Takıntılı Hayat..! (MİM)


Yeni izlemeye başladığım bir dizi var,The Big Bang Theory. Bu dizide hayranı olduğum Sheldon karakterinin takıntılarını görene kadar kendi takıntılarımın farkına dahi varamamıştım. Efendim hayranıyım ama evlat olsa sevilmez,çekilecek çile değil !
Sevgili müzisyen blogger arkadaşım deeptone beni bu konuda mimlemiş :)  Teşekkür ediyor ve bu konuda kendimi tanıtıyorum hemen ! Siz bu satırları okuduğunuzda ben “bayan meraklı” değil “bayan manyak” olacağım gözünüzde ama neyse ! Maddelemeyi edebiyata bir borç bilirim :

1)      Evde altından 10 takım tabak olsa, benim tabağım bellidir efendim, çatal-kaşık takımı ve bardaklar için de geçerlidir. (Büyük ablam ve gözde bardak meselesi) Başkasını kullanmam.
2)      Düzgün kesilmemiş,boyutları farklı pasta,börek,ekmek..vs yemem. (Simetri mi ki ?)
3)      Sahne provasında-performansında..vs hep en solda yerimi alırım ! (Çalgıcı olduğum için herhalde !)
4)      Koltuğum bellidir. Zorunda kalmadıkça başka yerde oturmam ! (Miss Sheldon !)

28 senede bunları edindim :) Bu liste nefes aldıkça uzayacaktır !

NOT : Mimlediklerimi yorumla bildireceğim.

MUTLU YILLAR..!!!





Takıldım ben bu programa ! Gece gündüz aklımda..! Evet efendim Serap Paköz (Ezgü) düşüncesizlikle örülü bol malzemeyi kalemimin ucuna, klavyemin tuşuna bırakıveriyor yazık..!

Cuma günü de “ciddi program” konusundaki bu acemilik  tavan yaptı ! Stüdyoda 70li yıllara dönüş yapıldı diyebilirim. Serap Hanıma hoş bir doğum günü sürprizi yapıldı. Ankara’daki öğrencilik döneminden lise arkadaşları ve öğretmeni geldi. Kızı geldi. Duygulu anlar yaşandı, gözyaşları döküldü.. Tabi bu gözyaşları herkes için farklı anlamlar yüklüydü. Serap hanım, öğretmeni ve arkadaşları sevinç gözyaşları dökerken, Mesut Öğretmen tarafından kaçırılan Aslı’nın ailesinin gözlerinden umutsuzluk,kaygı ve özlem döküldü. Serap hanım’ın arkadaşlarıyla birlikte olduğu toplu okul fotoğrafını görünce ağzından dökülen “Vay ! İşte görüyorsunuz sevgili seyirciler ! O zaman da hep öndeymişim !” gafından mı bahsetsem; artık Aslı ve öğretmenin bulunamayacağından emin, bu işi kotaramayacağını anlamış bir programcı olarak bir sapığa “Sevgili Mesut ! Sana yalvarıyorum !” diye son çare yalvarışını mı dillendirsem bilemedim…

Her ihbarın dört gözle beklendiği bir programda,Antalya’dan bağlanan Aysel Özkul isimli hanımefendinin telefonu dakikalarca meşgul etmesiyle de ipin ucu kaçtı diyebilirim. Yoksa kaçaklar Antalya’da mı ? Hayır efendim ! Serap hanım bir yaş daha almış ! Bundan daha önemli ne olabilir ki ???? Bırakın Antalya’dan da kutlansın; Ankara’dan da, Edremit’ten de, Adapazarı’ndan da…!

Yarım saat süren bu harika(!) doğum günü partisinin sonunda, Serap hanım kızına sarıldı, Aslı’nın annesi ağladı ! Serap hanım “Öğretmenim !” dedi ağladı, Aslı’nın annesi bir öğretmenin alıp götürdüğü kızına yandı ! Serap hanım’ın doğum günü eğlencesi için şarkı söyleyen hanımefendi mola almak istemiş olacak ki reklam arasına girildi. Programa dönüldüğünde Aslı’nın annesi fenalaşmıştı ! Yazık..!

16 Haziran 2012 Cumartesi

FULL ROMANTİZM ??? BANA UYAR..!!!



“Beyaz atının yelelerini savura savura genç kıza yaklaşan pre..” Pofff !!! N’oldu ? Hayal baloncuğunuz mu patladı ? Eskidendi kızlar eskiden ! Eski dönemlerde herkesin hayalindeydi mutlu evlilik, romantik bir koca, anlayışlı bir hanım..vs. Ama modern zamanın  sosyo-ekonomik değişikliğinden payını alan insanoğlu, bekar yaşamak için, kimi haklı,kimi gereksiz bahaneler üretti !

İşte evlenmemek için 20 neden :
1-Böyle daha iyi
2-Bekarlık sultanlıktır
3-Kariyerime odaklandım
4-Arkadaşlarımla mutluyum
5-Çocuk sevmiyorum. O zaman neden evleneyim ?
6-Evlilik aşkı öldürüyor
7-Gereksiz masrafa girmek istemiyorum.
8-Standardımı düşürmek istemiyorum
9-Zaten evli gibiyiz
10-Güven problemi yaşıyorum
11-Tek eşlilik bana göre değil
12-Evlilik insan doğasına aykırı
13-Herkes evlensin ben sonra evleneceğim
14-Nasıl olsa kesin boşanırım
15-Her sabah aynı yüzü görerek uyanmak istemiyorum.
16-Evlenirsem sosyal hayatım biter
17-Ailem zorlamıyor,rahatım yerinde.
18-Maddi şartlarım uygun değil.
19-Aradığım kişiyi bulamadım.
20-Evlenince herkes değişiyor.

Bir çoğu mantığıma uydu ! :) Sizler ne düşünürsünüz merak ediyorum..

Vitaminli Teknoloji !


İlginç bir buluş haberi daha gördüm bu gece ! Amerika’nın Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) okuyan iki öğrenci, herhangi bir nesneden klavye tuşu yapılabilen bir icat ortaya sürmüşler. Mesela bir muz kullanarak bilgisayardan piyano çalabiliyorsunuz.Bu kutlu buluş bununla da sınırlı değil ! Jay Silver ve Eric Rosenbaum'un bu  icadıyla bir kağıt üzerine yön tuşları çizildiğinde,o kağıt bir anda bir joysticke dönüşebiliyor.

Bu buluş ilerlerse; ham kabaktan kemane, işlenmiş pırasadan ney, enginardan marakas yapar, öyle fırlarım sahneye dostlar !


15 Haziran 2012 Cuma

TNT'nin Durumu..

Dün TNT kanalı yönetimi resmi bir açıklama yaptı. Tv kumandamın çok da “ulaşılabilir” tuşunda bulunmayan bu kanalın Türkiye şubesi, yeterli büyüme gösteremediği için kapatma kararı alınmış sevgili TNT takipçileri..

Dünyanın ikinci büyük medya şirketi olan Amerikan Time Warner’a bağlı olarak yayın yapan kanal, 3 Mart 2008 tarihinde Efe Önbilgin’in yönetiminde yayına başlamıştı.

İşte yapılan resmi açıklama :

"Turner Broadcasting System Inc. (Turner) bugün itibariyle TNT Türkiye kanalına ilişkin iş faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. Kanal, yayın akışı değişikliği ile birlikte yeni bir bildirime kadar yayına devam edecek.

TNT Türkiye belirlenen iş planına göre performans ve büyüme göstermedi. Buna bağlı olarak, yapılan detaylı inceleme sonucunda dikkatle değerlendirilmiş bu karar alındı.

Türk medya sektörünün bazı en yetenekli ve yaratıcı insanlarından oluşan TNT Türkiye ekibine hizmetleri için minettarız. Bu zorlu süreçten etkilenen tüm çalışanlara azami desteği sağlayacağız."

HERKES İŞİNİ YAPSIN !






Tv kumandam karaborsadan çıktı sevgili takipçiler..! Pek tarzım değil ama meşhur merakıma yenilerek Serap Paköz’ün (Ezgü) “Yeniden Başlayalım” programını izlemeye devam ettim ! Bilgisayar oyunu gibi ! Başlayınca takibini,peşini bırakamıyorsun..

Konu malum..Yaklaşık olarak 2 ay önce öğretmeni tarafından kaçırılan Aslı hala bulunamadı ! Son dakika gelişmesi mi diyeyim, son dakika beceriksizliği mi diyeyim bilemedim, bugün çiftin Hollanda’da olduğu öğrenildi. 3 hafta olmadı ben bu olayı takip etmeye başlayalı ama bu süre zarfında çiftin kaçmadığı yer kalmadı ! Hem de dakika dakika biz de bu durumu takip ettik..! Şimdi sorarım size : Böylesi bir olayı inceleyen ciddi bir programın bu kadar açık vererek yayın yapması doğru mu ? Her şeyin böylesi açıklanması gerekmezdi..Eğer televizyonumda Atv varsa ve ben hergün an be an takip edebiliyorsam, o sübyancı Mesut Öğretmen(!) ve yakınları da kimin nerede arama yapıp araştırdığını da öğrenmeye muvaffak olur efendim !

Olay o değil de; bu konu için daha iyi bir “şef” bulunabilirdi kanımca. Mesela aynı kanalda, sabah mahmurluğu çeken bünyelerimizi maceraya hazırlayan programın sunucusu : Müge Anlı ! Serap hanımın performansını ikinci görüşümde kararımı vermiştim : “Bu konu Müge Anlı’nın elinde olsaydı,şimdi kaçıran da kaçırılan da olmaları gerektiği yerlerdeydi : 14 yaşında bir çocuk için sıcak yuvası ve 35 yaşındaki bir sapık için cezaevi !”

Son söz : Serap Paköz kartları gereğinden fazla açarak kaçırana koz verirken, emniyetin işini zorlaştırıyor..Kadın programıysa bu, ciddi konuları daha ciddi yayınların eline bırakıp işini yapsın; emniyet güçlerine de mesleklerini daha kolay yapabilmeleri için yol açılsın artık !


14 Haziran 2012 Perşembe

Menopoz..!


Süperstar Madonna 7 Haziran akşamı TT Arena’da verdiği konserle hayranlarına mükemmel bir gece yaşatmıştı. Konserde 53 yaşındaki sanatçı “Human Nature” şarkısını söylerken soyunmaya başlayıp,bir ara da sağ göğsünü açmıştı. Twitter’da Erol Köse’nin paylaştığı bu görüntülerle Türk ve Dünya basınında geniş yer alan popun kraliçesi, benzer bir hareketi de Roma konserinde yapmış sevgili müzikseverler. Roma konserinde de poposunu açan Madonna hakkında New York Post gazetesi, “çaresizce dikkat çeken taktik” yorumunu kullanırken; The Daily News gazetesi de "Popun Kraliçesi'nin ifşası tamamen kasıtlı" dedi.

35 senenin üzerinde  sanat hayatına sahip bir süperstar neden böyle bir şeye ihtiyaç duyar anlamak güç! İstanbul’da meme,Roma’da popo…Turnenin sonunda neler olur neler !!!

13 Haziran 2012 Çarşamba

Hayır olsun !


Hertfordshire Üniversitesi ilginç bir uygulama geliştirmiş sevgili teknolojiseverler…“Dream:ON” adlı uygulamayı akıllı telefonuna yükleyenler uykusunda görmek istediği rüyayı belirleyebiliyor ! Kullanıcı önce hangi tarz rüya görmek istediğini ve saat kaçta uyanması gerektiğini telefonuna kaydediyormuş. Daha sonra telefonu yatağının yanına koyup; telefonun, kişinin uyku sırasındaki hareketlerini gözlemlemesini sağlıyor. Telefon, kullanıcının Rem uykusunda (uykunun rüya görülen kısmında gözlerin hızlıca oynatılması) olduğunu algıladığında "Soundscape" denilen müzik kaydı çalmaya başlıyor. Önceden belirlenen bu müzik sayesinde uykuda olan kişi rüya için, parçaya göre bir okyanusun kenarında ya da bir uzay mekiğinde,belki de bir yağmur ormanında olabiliyormuş ! “Vay be!” dedirtecek bu tasarım sayesinde artık kimse kabus görmez sanırım ! Uykucu kişilik derin uykulardan,yani bu Rem uykusundan hafif olana geçeceği sırada, sistem bir alarm çalarak aniden uykuyu bölüyormuş. Bunun amacı da uykusu bölünmüş kullanıcının apar topar kalkıp rüyasını sosyal medyadan paylaşıyorması ve arkadaşlarını etiketlemesiymiş ! Yahu izleyiciler, kim tatlı uykusundan kalkıp “Aman rüyamda Hanife hanımla Maldivlerdeydim !  Unutmadan bi facebooka atayım ! Hem Ayşe hanımlar da görsün ! Ele güne hava atalım !” moodunu yaşar ki ! Şahsen ben değil ! Üstelik benim uykumu bölecek cihaz daha mucidinin elinden çıkmadı !!! İsteyenlere hayırlı olsun !

Ah Yenilik Ah..!




Facebook kullanıcısı olarak sıkıntılıyım..Teknoloji cahili “bilgisayar işletmenliği sertifikalı” bir vatandaşım efendim ! Bir sorun olduğu zaman Türk usulü “aç-kapa düzelir” mantığım devreye girer benim. Bu mantığın hiç teklediğini görmedim ! Tavsiye ederim..Google açılmayınca “pili bitmiş oyuncak bebek”gibi kalakalıyorum pc başında. O kadar yani !

Aylar önce de facebook sayfamdan çıkıp,birkaç saat sonra tekrar girdiğimde sürümün değiştiğini görünce aynı “pili bitmişliği”yaşadım dostlar..! Genelde kapalı duran sohbet kısmım da nolmuştu öyle ! Hele mesaj kısmı ! Bir mesajı silmek için 10 kere tıklamak benim gibi uyuşuk bir balıka göre değil ki !

Ben silmeye üşenip kocaman bir mesaj arşivi sahibi olmuşken bir haber gördüm sevgili facebookzedeler..! Facebook geliştiricilerinin zorlaştırdığı mesaj silme işlemi Facebook Fast Delete Messages adındaki Chrome eklentisi tek tıklamaya indirgiyor. Facebook Fast Delete Messages, mesajlarınızın sağ tarafına kırmızı bir X simgesi ekliyor. Facebook'un varsayılan, mavi renkli X düğmesine tıkladığınızda mesajınız silinmiyor, bunun yerine arşivleniyor. Ancak eklenti tarafından görüntülenen kırmızı X'e bastığınızda tüm görüşme tamamen siliniyor (Bu işlem için onayınız istenmiyor). Böylece mesajlarınızı tek tek açmadan, hızlıca silmeniz mümkün hale geliyor. Bu bilgi tıklamaktan Mouse ya da touch padini bozmak istemeyen kullanıcılar için birebir !

Buraya da bakabilirsiniz.

12 Haziran 2012 Salı

CAMİANIN KAFA BİR MİLYON..!




Müzisyen bir kişilik olarak birçok müzik yarışmasına katılmışlığımın dışında, ödül törenlerine,yarışlara,yarışmalara,o heyecanın hazzına genetik yatkınlığım var benim ! Kanımda Trakyalı kanı var..Hırslıyım ! Vaktiyle aile ortamımızın “olimpiyat” tadında geçen turnuvaları olurdu. Tavla,aile oyunları..vs. Öyle bir ortamda yetişmiş biri olarak,şimdi hiçbir yarışmayı bilerek atlamıyorum.

Dün akşam Hürriyet “Altın Kelebek Ödülleri” sahibini buldu. Ödül töreni Kanal D’den canlı yayınlandı. Sevgili ablam ve yeğenimin gelişlerinin heyecanıyla mı desem izlemeyi unuttum sevgili izleyiciler..:) Bugün internetten bulup izleme fırsatım oldu. Dikkatimi çeken en büyük eksiklik ise gecenin sunucularından; törenin ev sahiplerine kadar herkesteki şaşırtıcı tutukluktu. Sanki prova almaya vakit bulamamış müsamere çocukları kentin yerel tv’sine çıkmış, ben de izlemek zorunda kalan bir veliydim. Birbirlerini tersleyen “egomania”teşhisi koyduğum sunucular, sahneye çıktıklarında neyi ne şekilde ifade edeceğini bilmeyen ünlülerin sunumunu yaptılar. Bu neyin kafasıydı bilmiyorum ama enstrümanımın akortsuz hali bile daha uyumlu ses çıkarır,tanırım..Bundan sonrası için tek umudum sevdiğim oyuncular İrem Sak, Sarp Apak ve Öner Erkan’ı sadece kendi mesleklerini icra ederken görmek. Onları seviyorum…
 
39. Altın Kelebek Ödülleri Sahipleri :

En İyi Erkek Sunucu: Acun Ilıcalı

En İyi Kadın Sunucu: Esra Erol

Yılın Şarkısı: Tarkan: Yakar Geçerim

En İyi Drama Ödülü: Muhteşem Yüzyıl

En İyi Senaryo Yazarı: Gülse Birsel

En İyi Erkek Oyuncu: Kıvanç Tatlıtuğ

En İyi Kadın Oyuncu:  Meryem Uzerli

En İyi Fantezi Müzik Kadın Solisti: Ebru Gündeş

En İyi Kadın Haber Spikeri: Nazlı Tolga

En İyi Erkek Haber Spikeri: Mehmet Ali Birand

En İyi Komedi Dizisi: Yalan Dünya

En İyi Kadın Komedi Oyuncusu: Gupse Özay

En İyi Erkek Komedi Oyuncusu: Bartu Küçükçağlayan

En İyi Fantezi Müzik Erkek Solisti: İbrahim Tatlıses

En İyi Müzik Grubu: Kolpa

En İyi Erkek Sanatçı: Halil Sezai

En İyi Kadın Sanatçı: Göksel

En İyi Türk Sanat Müziği Kadın Solisti: Sertab Erener

En İyi Türk Sanat Müziği Erkek Solisti: Ahmet Özhan

En İyi Türk Pop Müziği Erkek Solisti: Murat Boz

En İyi Güncel Kültür Sanat Programı: Şeffaf Oda

En İyi Çıkış Yapan Solist: Gökçe ve Halil Sezai

En İyi Yarışma Programı Ödülü: Kim Milyoner Olmak İster

En İyi Magazin Programı: Pazar Sürprizi

En İyi Müzik Grubu: Model

En İyi Klip: Sezen Aksu - Vay / Sevil Kaynak Sinan Tuncay

En İyi Spor Programı: Yüzde Yüz Futbol

En İyi Dizi Yönetmeni: Suskunlar - Çağatay Tosun

En İyi Dizi Müziği: Adını Feriha Koydum - Nail Yurtsever

Altın Kelebek Özel Ödülü: Alpay, Selami Şahin, Seyyal Taner , Salim Dündar